August 5, 2010 Kategorisi Altında Mevlana Sözleri - No Comment

Mevlana’nın Özlü Sözleri





“Kendine gel, yepyeni bir söz söyle de dünya yenilensin! Sözün öylesine bir söz olmalı kidünyanında sınırını aşmalı. Sınır nedir, ölçü ne? Bilmemeli!”

 

Ne olurdu, seninle tatlılaşsaydım; yaşayış zaten acı.
Ne olurdu, sen razı olsaydın benden de, herkes kızsaydı bana.
Ne olurdu, seninle aram düzgün olsaydı da, bütün alemlerle aram açılsaydı, dünya yıkılıp yansaydı.
Sen beni sevdikten sonra malın mülkün değeri mi olur? Zaten toprak üstünde ne varsa hepsi de toprak olacaktır.
Alem O’nunla kaimdir ve O’nsuz olan hiçbir şey yoktur. O’nun rızası, rahmeti, bereketi ve tecellisi olmayan hiçbir şeyin değeri yoktur.

 

Hz. Mevlana sözü:

“Biz birleştirmek için geldik, ayırmak için değil.”

 

Hz. Mevlana sözü:
“Tapımızda (yolumuzda) riyazat yok; burada hep lütuf  var, bağış var. Hep sevgi, hep gönül alış, hep aşk, hep huzur var burada.”

August 5, 2010 Kategorisi Altında Mevlana, Mevlana Hikayeleri - No Comment

Mevlana Hikayeleri: Mevlana’nın Çevresi





Mevlana’nın çevresi, halkın fakir ve esnaf kısmından oluşuyordu. İçlerinde işçi, çiftçi, çoban, kasap, derici, dokuyucu, kâtip, hattat, esnaf olan kimseler vardı. Mevlana daima bu mütevazi insanlarla bulunur, sohbet ederdi. Mevlana, kalender ve edepli insan yetiştirmenin ve geliştirmenin aşkıyla yanar yakılırdı.

Yine bir gün bu fakir dostlarıyla samimi bir sohbete dalmışken, onları gören Emir Kemaleddin, Emir Pervane’ye dedi ki:

“Hz. Pir’in bütün bağlılıkları halktan insanlar ve esnaf… Nerede bir çulha, bakkal, terzi, kasap varsa onlar geliyorlar.”

Tabii ki bu tespitin altında, o insanları sıradan ve basit görmek fikri vardı. Mevlana, konuşulanları duymadı ama anladı.

Devlet yöneticisi olan kişilere şöyle konuştu:

“Bizim Mansur’umuz, hallaç (pamuk atıcı) değil midir? Ebu Bekir nessac (bez dokuyucu) değil midir? Bir azizimiz zeccac (camcı) değil midir? Sanatın, marifet-i İlahiye (Allah’ı tanımaya) ne zararı vardır?”

Mevlana, insanın kendi kazandığı ile geçinmesine çok önem verirdi. Zaten peygamberler ve evliya da öyle yapmışlar, kimseye yük olmak istememişlerdir.

Güzeller Güzeli Efendimiz de çok vakit fakir sahabeyle oturur, sohbet ederdi. Ashabını da fakirlerle, yetimlerle, güçsüzlerle beraberliğe ve sohbete teşvik ederdi. Üstelik, “Fakirliğimle iftihar ederim!” diyen o değil midir?

Bazı Allah dostları da mektuplarını, “Hadimü-l Fukara (Fakirlerin Hizmetçisi)” diye imzalamışlardır.

August 2, 2010 Kategorisi Altında Mevlana Sözleri - No Comment

Mevlana Sözleri 6





Mevlana Sözleri A:

. Denizden bile yerine su koymadan devamlı su alsan, bu işin denizleri çöle çevirir.

· Sen, yerdeki yeşillik gibisin, ayağın bağlı. Bir yel esti mi, tam inanca ulaşmadan başını sallarsın. 

· Oltandaki et lokması, balık avlamak içindir. Öyle lokma ne bağıştır ne cömertlik.

· Sözün eğri olsa da, anlamı doğru bulunsa, sözdeki o eğrilik, Tanrı’ya makbuldür. 

Mevlana Sözleri B:

· İçen akıllıysa, aklının parlaklığı daha da artar, fakat kötü huyluysa daha beter olur. Ama halkın çoğu kötü olduğundan, beğenilmez huylara sahip bulunduğundan, içki herkese haram edilmiştir. 

· Eşeğin ardını öpmekte bir tat, tuz yoktur. Faydasız yere, sakalını, bıyığını kokutur. 

· Pirlik, saçın sakalın ağarması ile elde edilmez. İblisten daha ihtiyar kim var? 

· Tavus kuşu gibi sadece kanadını görme, ayağını da gör.

 Mevlana Sözleri C:

· Pirenin ısırışından meydana gelen yanış, seni yılan soktu mu yok olur gider. 

· Öküz, ansızın Bağdat’a gelir, şehri bir baştan öte gezip, dolaşır. Bütün o zevki, hoşluğu, tadı, tuzu görmez de göre göre karpuz kabuğunu görür. 

· Hani bir hayvan vardır, porsuktur adı. Dayak yedikçe semirir, büyür, köteği yedikçe daha iyileşir, sopa vuruldukça semirir, insan da gerçekte porsuktur, çünkü o da dert, mihnet sopasıyla büyür, semizleşir. 

· Uçan kuş, yeryüzünde kalsa tasalanır, derde düşse ağlayıp inlemeye koyulur. Fakat ev kuşu, kümes hayvanı, yeryüzünde sevinçle yürür, yem toplar, neşeyle koşar durur. 

· Ölülerle savaşıp gazilik elde edilmez. 

· Hoş, güzel ömür, yakınlık aleminde can beslemektir. Kuzgunun ömrü ise fışkı yemeye yarar.

· Kin, sapıklığın da aslıdır, kafirliğin de. 

· Kuru duayı bırak, ağaç isteyen tohum eker. 

· İnciyi sedefin içinde ara, hüneri de sanat ehlinden iste.

· İnsan bir ağaca benzer, kökü, ahdinde durmaktır.

· Susmakla canın özü, yüzlerce gelişmeye ulaşır. Ama söz, dile geldi mi, öz harcanır. 

· Hiç ay, yeryüzünde ev sahibi olur mu? 

Mevlana Sözleri D: 

· Hırs, çirkinlikleri bile güzel gösterir. 

· Padişahın adamlarından biri, zindanın burcunu yıksa, zindancının gönlü bu yüzden kırılır mı hiç? 

· Hiçbir şeyden haberi olmayan cansızlardan, gelişip boy atan bitkiye, bitkiden yaşayış, derde uğrayış varlığına, sonra güzelim akıl, fikir, ayırt ediş varlığına geldin. 

· Yol afetleri içinde şehvetten beteri yoktur.

· Demirciliği bilmiyorsan, demirci ocağından geçerken sakalın da yanar, saçın da. 

· Taş, taşlıktan çıkıp yok olmadıkça, mücevher olup yüzüğe takılır mı hiç? 

· Padişah, töhmet altına alınanı Karun’a çevirir. Artık suçsuzu ne hale kor, onu sen düşün.

· Eğri ayağın gölgesi de eğridir. 

· Tam inanç aynası kesilen kişi, kendini görse bile, Tanrı’yı görmüş olur. 

· Bilgiye ulaştı mı ayak, kanat olur. 

· Göz olgunlaştı mı, temeli, özü görür. Ama kişi şaşı oldu mu parça buçuğu görür ancak. 

· Sınama, deneme yolunda bilgi, tam inançtan aşağıdır, zindansa yukarı. 

· Can, doğan kuşuna benzer, beden ona bir tuzak.