Archive for the “Mevlana Sözleri” Category

July 29, 2010 Categorized under Mevlana Sözleri

Mevlana Sözleri 4





Mevlana Sözleri A:

. Bir köpeğin önüne bir çuval şeker koysan bile, onun gönlü yine leş peşindedir. Şekerden ne anlar o? 

· Allah ile birleşmek demek, senin varlığının O’nunla birleşmesi demek değildir. Senin yok olmandır. 

· Küfürle iman, yumurtanın akıyla sarısına benzer. Onları ayıran bir berzah var, birbirine karışmazlar. 

· Köpekler gibi kızmayı bırak, arslanların gazabına bak. Arslanların gazabını görünce de var, bir yaşına girmiş koyun gibi yavaş ol.

Mevlana Sözleri B:

· Din evinde haset faresi bir delik açar ama kedinin bir miyavlaması ile ürker kaçar.

· Kadınlar, aklı olanlara, gönül sahiplerine pek üstün olurlar. Cahillere gelince, onlar, kadına üstündür. Çünkü tabiatlarında hayvanlık vardır. Sevgi ve acımak, insanlık vasıflarıdır. Hiddet ve şehvet ise hayvanlık vasıfları. 

· Mümin bir kopuza benzer. Madem ki inanan kişi feryat edip ağlamada kopuzdur, kopuz kendisine mızrap vuran olmadıkça feryat etmez. 

· Madem ki, akıl babandır beden de anan, oğulsan babanın yüzüne bak. 

· Yeryüzü ile dağda aşk olsaydı, gönüllerinde bir ot bile bitmezdi.

 Mevlana Sözleri C:

· Kuş, kafeste kaldıkça başkasının buyruğu altındadır. Kafes kırıldı da kuş uçtu mu, nerede ona geçecek buyruklar? 

· Bal çanağının ağzı kapalı. Sen ise, üstünü, yanını yalayıp duruyorsun. Çanağı yere çal, 

· İnsana bütün korku içinden gelir fakat insanın aklı daima dışarıdadır. 

· Dil, anlamlara bir oluktur adeta, fakat nereden sığacak oluğa deniz? 

· O kadar çok koşmayın, o kadar yorulmayın, şu yerin altında çırak ne olmuşsa usta da o olmuştur.

· Bir lağımın pis kokusunu koklamak, ruhu kokuşmuş zenginlerle sohbetten yüz misli iyidir. 

· Sen, yeni bir çocuk doğurmadıkça, kan tatlı süt haline gelmez. 

· Hırsızlara, kötülere, alçaklara acımak, zayıfları kırıp geçirmektir.

· Aşk, davaya benzer. Cefa çekmek de şahide. Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki. 

· Tohum yerde gizlenir de, o gizlenmesi bağın, bahçenin yeşermesine sebep olur. 

Mevlana Sözleri D:

· Yazı yazılırken eli görmeyen kişi, yazı kalemin oynamasıyla yazılıyor sanır. 

· Gül solup, gül bahçesi harap olduktan sonra gülün kokusunu nereden duyabiliriz? Gülsuyundan! 

· Firavun, yüzbinlerce çocuk öldürttü, aradığıysa evinin içindeydi.

· Geminin içindeki su, gemiyi batırır. Geminin altındaki suysa, gemiye arka olur.

· Aynanın berraklığını yüzüne karşı söylersen, ayna hemen buğulanır, seni göstermez olur. 

· Eşek, suyun kadrini bilseydi, ayak yerine baş koyardı ırmağa.

· Aklın deveciye benzer, sense devesin. Aklın seni ram eder, ister istemez dilediği yere çeker götürür. 

· Eğer parça buçukta bütünle beraberdir, ondan ayrılmaz diyorsan, diken ye, diken de gülle beraberdir. 

· Gümüşün dışı aktır, berraktır ama onun yüzünden el de kararır, elbise de. 

· Ateşin kıvılcımlarıyla al al bir yüzü vardır. Ama yaptığı kötü işe bak, karanlığı seyret. 

Mevlana Sözleri E:

· Yoksul, cömertliğin aynasıdır.

· Peygamberler insanları Allah’a ulaştırmak için gelmişlerdir. İnsanların hepsi bir bedense, kulla Allah birleşmişse kimi kime ulaştıracaklar? 

· Bir mumdan yakılan mumu gören, gerçekten de asıl mumu görmüştür. Düşünenlerin düşündürdükleri… 

· Sabır, genişliğin anahtarıdır. 

· Gündüz gibi ışıyıp durmayı istiyorsan, geceye benzeyen varlığını yaka dur. 

· Ana karnındaki çocuğa doğmak, dünyadan göçmektir 

· Somuna benzer bir şey düzsen, emdin mi, şeker gelir ondan, ekmek tadı değil. 

· Terazide arpa altınla yoldaş olur ama bu, arpanın da altın gibi değerli olmasından değildir. 

Incoming search terms for the article:

July 28, 2010 Categorized under Mevlana, Mevlana Sözleri

Ne olursan ol gel





Ey Mevlana!

Sen insanı, “hazret-i insan” bildin. İnsanlar da seni, insanlığın en parlak yıldızlarından biri bildi. Sen açtın yüreğini kocaman, koskocaman; yüreğin kadar büyüdün. Hiç kimsenin acı ve azap çekmesini, Cehenneme düşmesini istemedin.

Bu sebeple seslendin herkese, her kesime ve en feci günahlara düşmüşlere…

“Gel, gel, gel!

Ne olursan ol, gel!

Kim olursan ol, gel!

Tövbeni yüz kere bozmuş olsan da gel!” dedin.

Çünkü senin dergâhın, ümitsizlik dergâhı değildi.

Ümitlerin tükendiği yerde, Rahman ve Rahim Olan’ın merhameti, şefkati ve bağışlayıcılığı vardı.

Sen bu coşkun rahmeti fark ettin; bize de fark ettirdin.

Biliyordun ki Rabbinin affı sonsuzdu, bağışlaması sınırsızdı, rahmeti gelmek için hep vesile arardı.

İşte sen, o Allah ahlakının güzel bir temsilcisiydin.

Şimdi ise o ahlaka çok muhtacız, o pırıl pırıl kalbinin coşkun duygularına pek hasretiz. İşte bu sebeple bir kez daha çalıyoruz kapını.

O hiç kapanmayan ve hep çağıran dergâhında, bizim de olsun yerimiz.

Lâyık olmasak da kabul edeceğini biliyoruz. Çünkü yedi asır sonra hâlâ kulaklarımızda çınlıyor davetin, “Gel, gel!” diyen sesin…

Incoming search terms for the article:

July 28, 2010 Categorized under Mevlana Sözleri

Mevlana Sözleri 3





Mevlana Sözleri A:

· A kardeş, keskin kılıcın üzerine atılmadasın, tövbe ve kulluk kalkanını almadan gitme.

 

· Bir gömlek derdine düşeceksin ama belki o gömlek kefen olacaktır sana.

 

· Dün geçti gitti. Dün gibi, dünün sözü de geçti. Bugün yepyeni bir söz söylemek gerek.

 

· Saman çöpü gibi her yelden titrersin. Dağ bile olsan, bir saman çöpüne değmezsin.

 

· O dağa bir kuş kondu, sonra da uçup gitti. Bak da gör, o dağda ne bir fazlalık var ne bir eksilme.

 

· Altın ne oluyor, can ne oluyor, inci, mercan da nedir bir sevgiye harcanmadıktan, bir sevgiliye feda edilmedikten sonra

 

· Gördün ya beni gamdan başka kimse hatırlamıyor, gama binlerce defa aferin.

 

· Nefsin, üzüm ve hurma gibi tatlı şeylerin sarhoşu oldukça, ruhunun üzüm salkımını görebilir misin ki?

 

Mevlana Sözleri B:

· Ağzını kapa ve altın dolu avucunu aç. Ceset cimriliğini bırak da cömertliği seç.

 

· İnanmışsan, tatlı bir hale gelmişsen, ölüm de inanmıştır, tatlılaşmıştır. Kafirsen, acılaşmışsan, ölüm de kafirleşir, acılaşır sana.

 

· Doğruluk, Musa’nın asası gibidir. Eğrilik ise sihirbazların sihrine benzer. Doğruluk ortaya çıkınca, bütün eğrilikleri yutar.

 

· Bir kötülük yaptıktan sonra pişmanlık hissetmek Allah’ın inayet ve muhabbetine mazhar olmanın delilidir.

· Sıkıntı ve huzursuzluk mutlaka bir günahın cezası, huzur ise bir ibadetin karşılığıdır.

 

· Üzerinde pek çok meyveler bulunan bir dalı, meyvalar aşağı doğru çeker. Meyvasız bir dalın ucu ise, servi ağacı gibi havada olur.

 

· Topluluk bizim yanımıza geliyor. Susacak olsak, incinirler. Bir şey söyleyecek olsak, onlara göre söylemek lazım geldiğinden o zaman da biz inciniriz

 

· Ümit, güvenlik yolunun başıdır.

 

· Kuş seslerini öğrenen kimse, kuş olmadığı gibi aynı zamanda kuşların düşmanı ve avcısıdır.

 

· Dert, insana yol gösterir.

 

· İman, namazdan daha iyidir. Çünkü namaz beş vakitte, iman ise her zaman farzdır.

 

· İki canlı kuşu birbirine bağlasan, dört kanatlı oldukları halde uçamazlar, çünkü ikilik mevcuttur.

 

Mevlana Sözleri C:

· Sokak köpeğine ister altın, ister yünden tasma tak, yine sokak köpeği olmaktan kurtulamaz.

 

· Cübbe ve sarık ile alimlik olmaz. Alimlik, insanın zatında bulunan bir hünerdir.

 

· Değil mi ki gönül mutfağında yemekler tabak tabak, peki ne diye aşağılık kişilerin mutfağına kase tutacakmışım?

 

· Hangi tohum yere ekildi de bitmedi, ne diye insan tohumunda böyle bir şüpheye düşüyorsun?

· Testi taştan korkar ama o taş çeşme oldu mu, testiler her an ona gelmeye can atar.

 

· Sus artık yeter! Sır perdelerini pek o kadar yırtma. Çünkü bize, kırıkları sarıp onarmak,
sırları örtmek yaraşır.

 

· Altın aramıyorum, altın olmaya yeteneği olan bakır nerede?

 

· Varlık peteğini ören arıdır. Arıyı vücuda getiren mum ve petek değildir. Arı biziz. Şekil sadece bizim imal ettiğimiz mumdur

 

· Dünya köpüktür. Tanrı sıfatlarıysa denize benzer. Fakat şu cihan köpüğü, denizin arılığına, duruluğuna perdedir.

 

· Sözün içini elde etmek için harf kabuğunu yar. Saçlar da sevgilinin yüzünü, gözünü örter.

 

Mevlana Sözleri D:

· Burnuna sarımsak tıkamışsın, gül kokusu arıyorsun.

 

· Biz, tulumla, küple, testilerle tatmin olmayız. Bizi çekip ırmağınıza götürün.

 

· Dünyaya demir atmış Karun’u, yer çekti, yuttu. Ulular ulusu İsa’yı gökyüzü çekti, yüceltti.

 

· Ekmek, beden hapishanesinin mimarıdır.

 

· Gübre olup bostanın gönlüne giren pislik, yok olur gider de pislikten kurtulur, kavunun, karpuzun lezzetini arttırır.

 

· Avlanmak istedik mi uçup gittiğimiz yer Kafdağı’dır. Akbaba gibi leş avlamayız biz.

Incoming search terms for the article:

Sayfa 4 - 512345