Archive for the “Mevlana Hikayeleri” Category

August 1, 2010 Categorized under Mevlana Hikayeleri

Mevlana Hikayeleri: Mevlana Adayı





Daha bebeklik yıllarından itibaren Celaleddin Muhammed, “Mevlana adayı” olarak yetiştirilmeye başlandı. Bir yanda âlim ve fazıl bir baba, diğer yanda derin şefkatiyle onu kavrayıp kucaklayan bir anne, öte yanda da babanın seçkin öğrencileri olan Semerkandlı Şerafettin Lala ile Tirmizli Seyyid Burhaneddin…

Bunların bütünü, onun terbiyesine emek vermişlerdir. Dolayısıyla Mevlana, daha bebekliğinden itibaren muhteşem bir ilim ve irfan ortamından nasipleniyordu.

Babasının maddî manevî eğitiminden geçmiş güzel gönüllü insanların arasında yetişen Celaleddin Muhammed, daha beş yaşındayken okuma – yazma bilen, zekası ve terbiyesi ile hayranlık uyandıran harika bir çocuktu.

Daha o yaşlarda, bazen babasının medresesine gider, çocuksu bir ciddiyetle dersleri dinler, bazen de sorduğu sorularla dinleyenleri şaşırtırdı.

Bir gün, ağabeyinin de içinde bulunduğu bazı çocuklarla toprak damlar üzerinde oyun oynuyorlardı. Bu sırada oradaki çocuklardan biri, küçük Celaleddin’e şöyle bir teklifte bulundu:

“Gel, bu damdan öteki dama atlayalım…”

Geleceğin Mevlana’sı, arkadaşının bu teklifine gülümseyerek, şu harika cevabı verdi:

“Hayır, damdan dama atlamayalım. Çünkü bu iş, kedi ve köpeklerin de kolayca yapabildiği bir iştir. Eğer gücünüz yetiyorsa böyle damdan dama değil, gelin göklere uçalım da âlemleri seyredelim!”

Bu olay da gösteriyor ki çocuk Celaleddin Muhammed, daha o yaşlarda Mevlana olmanın yolunu tutmuştu.

Incoming search terms for the article:

July 26, 2010 Categorized under Mevlana Hikayeleri

Mevlana’dan Aşk ve Şevk Üzerine…





Büyük mürşit, aşkı ve şevki yol edinmiş gönül sultanı Mevlana, bir gün, dergâhın işlerini yürüten talebesini çağırdı ve şöyle dedi:

“Dergahın eşeğini satınız.”

Eşek, dergâhın kıdemli bir hizmetkârıydı. Hayvana bile vefa dersi verilen mektebin öğrencisi, bu isteği anlayamadı ve sordu:

“Efendim, dergâhımıza herhalde bir eşek lazımdır.”

Gönül sultanı, sözünü kesti ve isteğini vurguladı:

“Evladım, bu eşeği satın ve başka bir eşek alın.”

“Ama neden?” dedi öğrencisi ve ekledi:

“Biniyoruz, götürüyor; yüklüyoruz, taşıyor. Üstelik nereden bıraksak, dergâhın yolunu şaşırmadan bulup yerine geliyor…”

Bunun üzerine, Allah dostu, gerekçesini açıklamak zorunda kaldı ve buyurdu ki:

“Evladım, dikkatimi çekti, bu eşek bir haftadan beri anırmadı. Aşksız ve şevksiz… Şevksizliğinin size bulaşmasından korkarım! Bu sebeple satın bu eşeği de bir başkasını alın.”

Incoming search terms for the article:

Sayfa 4 - 41234